Geri dön

Jeffrey Epstein’in finanse ettiği beyin araştırması Kıbrıs’a uzanıyor

Jeffrey Epstein’in finanse ettiği beyin araştırması Kıbrıs’a uzanıyor
Credit: Turgut Denizgil

Deneyler sona erdikten çok sonra, Dr. Andreas Ioannides, hafta sonları, Kıbrıs’taki bir laboratuvarda, tek başına oturup kendi deyimiyle “olağanüstü bir şeye” işaret eden beyin verilerini analiz ediyordu.

Ioannides, CIReN ile yaptığı röportajda, “Bana sadece veriler gönderildi ve ben de altı ayımı hafta sonları [bu verilerin] analizini yaparak geçirdim,” diye anlatıyor.

2016 yılında söz konusu projeye dahil olduğunda, ne kadar tartışmalı bir işe bulaştığından habersizdi. “O zamanlar bana Jeffrey Epstein’ın adını söyleseydiniz, ‘O da kim?’ derdim” diyor Kıbrıslı Rum bilim insanı.

Epstein, 2008’de reşit olmayan bir kişi de dahil, fuhuşa teşvik suçundan mahkum edilmişti. Temmuz 2019’da, komplo kurma ve reşit olmayanların cinsel istismarı suçlamalarıyla tekrar tutuklandı. Ertesi ay hapishanede ölü bulundu.

ABD hükümeti tarafından yayınlanan belgeler ve ilgili kişilerle yapılan görüşmelerden, Kıbrıs’tan Londra’ya uzanan bu projenin, ünlü cinsel suçlu ve finansçı Jeffrey Epstein’ın himayesinde ve önde gelen akademisyenler önderliğinde, telepati üzerine yürütülecek iddialı, bilimsel, uluslararası bir projeye olduğu ortaya çıktı.

Epstein ile o sırada Hong Kong Politeknik Üniversitesi’nde çalışmakta olan akademisyen filozof ve bilim insanı Gino Yu arasındaki e-posta yazışmaları, işbirliğinin Eylül 2016’da başladığını gösteriyor. Söz konusu e-postada Gino Yu, Epstein’e merhum İngiliz nörobilimci ve danışman nöropsikiyatrist Peter Fenwick’ten bahsetmiş ve Fenwick’i “akıl hocası” olarak tanımlamıştı.

Birkaç hafta içerisinde, Epstein ve Fenwick arasında internet üzerinden gerçekleştirilen bir görüşme ayarlandı. Aralık ayına gelindiğinde, yazışmaların tonu değişmiş, tanışma evreleri yerini hırslı tartışmalara bırakmıştı.

Fenwick, Epstein’e yazdığı bir e-postada, “hiperskanlama” adı verilen, ve iki kişinin beyin aktivitesinin eş zamanlı olarak ölçülmesini sağlayan bir tekniğe odaklanan vizyonunu özetledi. “Birbirimizi nasıl kontrol ettiğimizi veya etkilediğimizi” anlamaktan bahsetti.

King’s College London ve Southampton Üniversitesi’nde önemli akademik pozisyonlarda bulunmuş olan Fenwick, o dönemde ölüme yakın deneyimler konusunda önde gelen bir otorite olarak kabul ediliyordu. Journal of Near Death Studies’te yayınlanan ölüm ilanında, Fenwick, ölüme yakın deneyimler konusunda öncü bir otorite olarak tanımlanıyor. Buna göre, Fenwick’in çalışmaları, bilinç ve beyin arasındaki ilişkiye, ve özellikle de, “bilim ne derse desin, sinirsel iletiminin fizikselliğinden çok daha fazlası olduğumuza bizi ikna eden transandantal deneyimlere” odaklanıyordu.

Fenwick 2024’te hayatını kaybetti.

Ocak 2017’ye gelindiğinde, projeye kurumsal bir biçim kazandırmak için çalışmalar sürüyordu.

Taslak anlaşmalar, İngiltere merkezli devlet üniversitesi Goldsmiths, University of London ile Epstein’in ABD Virgin Adaları’nda kayıtlı “Enhanced Education” vakfı (resmi olarak J. Epstein VI Vakfı) arasında bir işbirliği öngörüyordu. Şimdi arşivlenmiş olan web sayfasında, Enhanced Education vakfı, “dünya çapında en ileri bilim”in sponsoru olarak tanımlanıyordu.

Bu taslak anlaşmalara göre, meditasyon sırasında ışık veya “uyarılmış ışık deneyimleri” (görsel bir olgu) yaşadıklarını söyleyen Fransız spiritüel öğretmen Alain Forget ve öğrencilerinin beyin aktivitesini inceleyen bir çalışma finanse edilecekti.

Öneri, Goldsmiths’e 85.000 GBP ödenmesini ve Goldsmiths’in de Kıbrıslı bilim insanı Ioannides’e 20.000 GBP ödemeyi taahhüt etmesini içeriyordu.

Projede, bilişsel nörobilimci Dr. Joydeep Bhattacharya baş araştırmacı, Fenwick çalışma ortağı ve Ioannides ise yardımcı araştırmacı olarak listelenmişti.

Bhattacharya, CIReN ile yaptığı e-posta yazışmasında, “Beyin dalgalarındaki veya beynin elektriksel aktivitesindeki anormallikleri tespit eden EEG deneyleri yapma konusuyla bağlantılı olarak bana geldiler” diyerek, “Önerilen çalışmanın, meditasyon sırasında bildirilen ışık deneyimlerinin nöral ve fizyolojik karşılıklarını araştırmayı amaçladığını” açıkladı.

Bu fikir, daha önce iki meditasyoncu arasında yapılan küçük bir pilot çalışmaya dayanıyordu. Bhattacharya, bu pilot çalışmanın “Epstein ile hiçbir bağlantısı olmadığını” vurguladı.

Bhattacharya ayrıca, Epstein’ın “taslak sözleşmede ayrıntılı olarak belirtildiği gibi, deneylerin tasarımında veya önerilen çalışmanın herhangi bir bilimsel yönünde hiçbir rolünün olmadığını” da sözlerine ekledi.

Ancak Fenwick ve Epstein arasındaki mesajlar, Epstein’ın rolünün tamamen pasif bir rol olmadığını gösteriyor.

Bir yazışmada Epstein, deneylerle ilgili yeni bir öneride bulundu: “Bence gerçekten ciddi bir aktörün beynini incelemeyi denemelisiniz – farklı karakterleri [oynarken] yaşadığı değişimleri görmek için.”

Diğer yazışmalarda ise projenin metodolojisini eleştirdi:

“Üzgünüm ama pek de titiz değil… kontrol eksikliği ve özensiz istatistikler çok endişe verici.”

Ioannides, yıllar sonra bu yorumları okurken, Epstein’in üslubu dikkatini çekiyor.

“Bu zeki bir adamdı,” diyor. “Çalışmalarımız hakkında yaptığı bazı yorumlardan anladığım kadarıyla, söyledikleri çok isabetliydi.”

Ancak Ioannides, Epstein’ın daha genel motivasyonunun ne olabileceği sorusuna ihtiyatla yaklaşıyor.

“Bence Epstein, adını temize çıkarmak için, özellikle de önde gelen üniversitelerde bilimsel deneyler finanse etmek istiyordu,” diyor. “Ama belki de bu konuya başka nedenlerle de ilgi duyuyordu. Bilmiyorum.”

Goldsmiths ve Enhanced Education’ın Başkan Yardımcısı Darren Indyke hala anlaşma üzerinde çalışırken, projeyle bağlantılı araştırmalar tamamlanmıştı.

Goldsmiths hala projeyi değerlendirirken, Epstein, 22 Şubat 2017’de Fenwick’e “başlangıç ​​hibesi” olarak 15.000 GBP transfer etti.

Ioannides de, Mart başında, guru Forget ve iki öğrencisinin taramalarından elde edilen EEG verilerinin analizi için Fenwick’e 6.500 GBP’lik bir fatura gönderdi.

Kıbrıslı bilim insanı, bu süre boyunca, çalışmanın arkasındaki finansman yapısından büyük ölçüde habersiz olduğunu belirtiyor.

“Finansörlerin kim olduğunu bilmiyordum,” diyor.

Ioannides’in beyin araştırmalarına olan ilgisi, nükleer fizik alanındaki onlarca yıllık geçmişine dayanıyor.

1986’dan beri tanıdığı Fenwick’i “eşsiz” olarak nitelendiriyor.

“Gerçekten de öyleydi,” diyor. “Hem insan olarak hem de bir bilim insanı olarak. Açık fikirliydi.”

Pilot deney, meditasyon öğrencilerinin Forget’in seansları sırasında ondan etkilendiklerini bildirdikleri anlarda, hem onların hem de Forget’in beyninde neler olup bittiğini araştırmayı amaçlıyordu. Bazıları Forget’in başının etrafında bir aura gördüklerini bildirmişti. Deney kontrollü bir şekilde tasarlandı: Belirli aralıklarla, öğretmene sinyal “göndermesi” veya “göndermemesi” talimatı verildi ve beyin aktivitesi kaydedildi.

Ioannides, “[Sinyal gönderdiğinde], beyninde özel bir şey oluyordu” diye anlatıyor.

Yüksek frekanslı gama bantlarında “çok, çok yoğun” bir aktivite gözlemlediğini ve farklı durumlar arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar tespit ettiğini belirtiyor.

Ioannides’e göre, bu bulgular mistik anlamda telepatiye işaret etmiyor:

“Bu telepati değil; ışık yayılımı.”

Kıbrıslı Rum bilim insanı, bu tür deneyimlerin uzun zamandan beridir rapor edildiğini belirtiyor ve “Bunu dini sanat eserlerinde görebilirsiniz” diyor.

Aynı zamanda, ölçülebilir olgulara de işaret ediyor: “Başın etrafında bir alan var, bu çok açık, çünkü başın etrafında manyetik bir alan ölçülebiliyor; dolayısıyla bu alan var, ancak çok küçük.”

Mart 2017’nin sonlarında Fenwick, Epstein’e gönderdiği bir e-postada Goldsmiths’in bağışı reddettiğini bildirdi.

CIReN’in yorum almak için kendileriyle iletişime geçmesinin ardından yayınladığı bir açıklamada Goldsmiths, Jeffrey Epstein ile bağlantılı Enhanced Education adlı bir kuruluş tarafından yürütülen bir araştırma projesini desteklemek için kendilerine bir teklifi yapıldığını kabul etti.

Açıklamada, “konu, Goldsmiths Bağış Kabulü Etik Komitesine havale edildi ve komite fonu reddetme kararı aldı” denildi.

Bu durumun yansımaları Fenwick ve Epstein arasındaki e-postalarda açıkça görülüyor. Fenwick, Epstein’e “Goldsmiths bağışı reddetti!! (Boğazlarını sıkabilirdim)” diye yazdı.

Ardından projeyi kurtarma çabaları başladı. Fenwick, “Ağ” olarak bilinen bir eğitim vakfı aracılığıyla fon aktarmayı, başka bir üniversiteyle çalışmayı veya doğrudan ödemeler düzenlemeyi içeren alternatif yollar önerdi.

Bhattacharya, araştırmaya bağımsız olarak devam etme teklifini reddettiğini söyledi.

Ioannides için bu olay, Fenwick’in motivasyonu hakkında zor soruları gündeme getirdi.

Kıbrıslı Rum bilim insanı, Fenwick’in, öğrencilere olan taahhütleri de dahil olmak üzere, proje ile ilgili bir yükümlülük hissetmiş olabileceğini tahmin ediyor.

Ioannides, “[Fenwick] muhtemelen çaresizliğinden, bile bile [Epstein’e] ulaştı. Verebileceğim tek mantıklı açıklama bu, ama kesin olarak bilmiyorum,” diyor.

Aynı zamanda Ioannides, Fenwick’in karakterine vurgu yapıyor:

“O, iyi anlamda bir beyefendi ve bir aristokrattı. En basit insanlara bile saygılıydı.”

Ayrıca Ioannides, daha derin bir entelektüel merağa da işaret ediyor:

“Belki de Peter [Fenwick] bu canavarın kim olduğunu merak ediyordu.”

“Peter ile birlikte suçluların zihinlerini incelemek istiyorduk – herhangi birimizin nasıl bir suçluya dönüşebileceğini.”

Ioannides, Fenwick’in Broadmoor Hastanesi’nde cinsel suçluları incelediği önceki çalışmalarının bu ilgiyi beslemiş olabileceğini belirtiyor.

2018 yılına gelindiğinde, planlar tamamen çökmüştü. Giderek daha da hayal kırıklığına uğrayan Epstein şunları yazdı:

“Vakıf paramla ilgili birçok hesap inceledim, ancak ekibinizin sunduğu kadar kötüsünü görmedim.”

“Ödemeler, bireylere belgesiz ve rastgele yapılıyor.”

“Eminim farkındasınızdır, bu durum artık fon sağlanmayacağına yönelik net bir bildirimi gerektiriyor.”

Tüm bunlardan geriye, Londra, Kıbrıs ve ötesini kapsayan, ancak gerekli kurumsal desteğe sahip olmayan parçalı bir çalışma kaldı.

Ioannides için bilimsel çalışma henüz tamamlanmadı:

“Elimizde nesnel bir şey var. Fiziksel. Ve aktivitesini gözlemleyebiliyoruz.”

Ancak kaynak yokluğunda çalışma yarım kaldı.

“Orada bir şey vardı,” diyor Kıbrıslı Rum bilim insanı. “Daha fazla incelenmesi gereken bir şey.”

Gönderiyi Önizle
CIReN, esir fotoğrafının doğruluğunu teyit etmek için eski TRT muhabiri Selim Esen ile görüştü
Sonraki Gönderi
Kıbrıs, firari Jho Low’un lüks sahil villasını açık artırmaya çıkarıyor