Büyük bir vergi dolandırıcılığı şebekesinin lideri olduğu iddia edilen Rus işadamı Dmitry Klyuev hakkında, ağırlaştırılmış kara para aklama suçlamalarıyla ilgili ilk duruşma, Paris Adli Mahkemesi’nde yapılıyor.
Söz konusu sistem çerçevesinde, Rus hazinesinden çalınan 230 milyon dolarlık fon, bir dizi paravan şirket aracılığıyla ülke dışına aktarılmıştı.
Fransız savcılar Klyuev’i, sistemin “başlıca organizatörlerden biri” olarak tanımlıyor, ve 2008 ile 2012 yılları arasında bu paranın en az 2.1 milyon eurosunu Fransa’da harcadığını iddia ediyor.
İddianameye göre, Klyuev ve onunla bağlantılı kişiler, bu ödemeleri yapmak için Kıbrıs’taki iki hesabı kullandı. İddianamede ayrıca, olayı araştıran memurların, 2015 ve 2019 yılları arasında Kıbrıs Cumhuriyeti kolluk kuvvetleriyle temas halinde olduğu ifade ediliyor.
Klyuev’in Kıbrıs’ta uzun bir geçmişi var. Bu geçmiş, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin Kara Para Aklama ile Mücadele ve Mali İstihbarat Birimi (MOKAS) ve Kıbrıs Cumhuriyeti polisi tarafından yürütülen soruşturmaları da içeriyor.
Fransa’daki iddianame, Klyuev’in Nisan 2007’de Larnaka’da, aralarında birkaç Rus yetkilinin de bulunduğu iddia edilen suç ortaklarıyla, “para aklama şebekesi kurmak” için görüşme yaptığını anlatan bir ABD savcılık belgesine atıfta bulunuyor. Ertesi ay Klyuev, Limasol’da bir ev satın aldı.
OCCRP ve iStories’in ortaya çıkardığı bir habere göre, Klyuev, 2009 yılında, vergi dolandırıcılığından elde edilen gelirlerden yararlandığı görülen şirketlerin fonları ile, Baf’taki lüks tatil köyü Cap St George’a gizlice yatırım yapmıştı.
2014 yılında Klyuev, İçişleri Bakanlığı’ndan, derhal oğluna devretme şartıyla, Kıbrıs’ta bir başka mülk satın almak için izin aldı. O sırada MOKAS Klyuev ve varlıkları hakkında halihazırda soruşturma yürütüyordu.
MOKAS, CIReN’e verdiği yazılı cevapta, 2014 yılından 2024 yılına kadar davanın cezai soruşturması için gerekli tüm mali bilgileri ve analizleri Kıbrıs Cumhuriyeti polisine ilettiğini belirtti. MOKAS ayrıca, cezai soruşturma yürütme yetkisine sahip olmadığını da kaydetti.
Kurum, İçişleri Bakanlığı’nın Klyuev’e verilen izin konusunda kendilerine danışmadığını doğruladı. Kıbrıs polisi ve İçişleri Bakanlığı, yayın saati itibariyle yorum talebine yanıt vermedi.
İçişleri Bakanı’nın verdiği izinden sekiz gün sonra, ABD hükümeti Klyuev’i, vergi dolandırıcılığı komplosunun “beyni” olmakla suçlayarak, kendisine karşı yaptırımlar uyguladı ve onu “organize suç” figürü olarak tanımladı. Yolsuzluk ve insan hakları ihlallerini hedef alan yaptırımlar, Klyuev’in kurduğu sistemin organizatörlerine karşı ifade verdikten sonra bir Rus hapishanesinde ağır yaralar nedeniyle ölen avukat Sergei Magnitsky’nin adını taşıyor.
CIReN tarafından incelenen bir belgeye göre, Kıbrıs polisi, 2018 yılında Klyuev’in gayrimenkullerini araştırdı ve tüm mülklerinin, oğlu da dahil olmak üzere, başkalarına devredildiğini tespit etti. (OCCRP ve iStories’in yaptığı araştırma, Klyuev’in, Cap St George’daki villasını vekaleten devrederek 2019 yılına kadar elinde tuttuğunu ortaya koymuştu.)
Fransız savcılığının soruşturmasına yol açan şikayet, davanın taraflarından biri olan Hermitage Capital Management Limited tarafından 2014 yılında yapıldı. Yatırım fonu ve varlık yönetimi şirketi, Hermitage Capital Management Limited, Klyuev tarafından organize edilen vergi dolandırıcılığının hedeflerinden biriydi.
Hermitage Capital’in kurucusu Bill Browder, CIReN’e, “Kıbrıs’ın 2014 yılında bir ceza davası açmasına rağmen, Dmitry Klyuev’i, Fransız makamlarıyla aynı ciddiyetle takip etmemesi dikkat çekicidir” dedi. “Fransa’daki davada kullanılan delillerin çoğu Kıbrıs’tan geldi. Ancak Kıbrıs makamları, aynı delillere erişime sahip olmalarına ve Kıbrıs üzerinden çok daha büyük miktarlarda para aklanmış olmasına rağmen, onu yargılamayıp sadece sorgulamış gibi görünüyor.”
Browder, bu durumun, Klyuev’in “Kıbrıs’ı kullanarak fonları finansal sistemi üzerinden aktarmasına, milyonlarca doları gayrimenkule yatırmasına (daha sonra gazeteciler tarafından belgelendiği üzere) ve bu gayrimenkul satışlarından elde edilen gelirleri Rusya’ya geri göndermesine” olanak sağladığını söyledi.
İddianameye göre, Fransa’daki satın alımlarda kullanılan FBME Bankası hesapları, Britanya Virjin Adaları’nda faaliyet gösteren iki şirket olan Altem Invest Limited ve Zibar Management Inc.’e aitti. Harcama çılgınlığı kapsamında, Paris’teki bir sanat ve antika galerisinde 668.517 euro; iki üst düzey Fransız kadın giyim markasında 696.015 euro; ve Fransız Alpleri’ndeki seçkin kayak merkezi Courchevel’deki lüks bir mücevher mağazasında 96.814 euro da vardı.
Ayrıca, CIReN tarafından incelenen fatura ve banka kayıtlarına göre, Courchevel’deki bir tur paketi için yapılan 127.182 euroluk bir ödeme, Rus Senatör Dmitry Saveliev ve misafirlerini de kapsıyordu. (Araştırmacı medya kuruluşu iStories, daha önce, Saveliev’in şirketinin, kayak gezisinin ödemesini de yapan kuruluş olan Zibar Management’tan yaklaşık 8 milyon dolar aldığını yazmıştı.)
Hesapların gerçek sahipleri olarak başka kişiler listelenmesine rağmen, savcılar hesapların doğrudan Klyuev tarafından kontrol edildiğini iddia ediyor. Bunun kanıtları arasında, Klyuev’in İsviçre’deki kişisel banka hesabından gelen havaleler, ve oğlunun İsviçre’deki yatılı okuluna ödenen ücret de dahil olmak üzere kişisel aile giderleri için yapılan ödemeler sıralanıyor.
ABD’nin kara para aklama ve yasadışı işlemleri kolaylaştırma iddialarının ardından, FBME Bankası, 2014 yılında Kıbrıs Merkez Bankası tarafından devralınmıştı. Banka 2023 yılında tasfiye sürecine girdi.
Ayrıca 2023 yılında, küresel bir araştırma işbirliği olan Cyprus Confidential, Klyuev’in hem Kıbrıs’ta hem de denizaşırı ülkelerdeki birçok şirketini ve hesabını yöneten ConnectedSky da dahil olmak üzere, Kıbrıs merkezli kurumsal hizmet sağlayıcılarından sızdırılmış belgeler elde etmişti. Belgeler, Klyuev’in Dubai’nin seçkin Palm Jumeirah bölgesindeki lüks mülkler de dahil olmak üzere diğer satın alımlarını ortaya koymaya yardımcı olmuştu.
Mart 2025’te Fransa’nın mali savcısının talebi üzerine çıkarılan Avrupa Tutuklama Emri, Klyuev’in muhtemelen Rusya’da ikamet ettiğini, “organize suçla muhtemel bağlantıları olduğunu” ve “önemli yerel desteğe sahip olduğunu” belirtiyor. Tutuklama emri Rusya ile özellikle paylaşılmadı. Rusya, Fransız kolluk kuvvetlerinin iade yapma olasılığı görmediği, iş birliği yapmayan bir devlet olarak tanımlanıyor.
Gıyabında yargılanan Klyuev, yorum talebine yanıt vermedi. Suçlu bulunup tutuklanırsa, en fazla 10 yıl hapis cezasıyla karşı karşıya kalacak.