Avrupa Parlamentosu (AP) Kıbrıslı üyesi Fidias Panayiotou, Avrupa Birliği (AB) Dışişleri Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas’ın II. Dünya Savaşı hakkında “tarihe hakaret” içeren yorumlarda bulunduğunu iddia etti.
Kallas, bir etkinlikte verdiği röportajda, Çin-Rusya arasındaki yakın ilişkiler ve bununla bağlantılı gelişmelerle ilgili soruları yanıtladı. AP Üyesi Panayiotou, yayınladığı bir video ile, Kallas’ın yorumlarını tarihe ve II. Dünya Savaşı’nda hayatını kaybeden Çin ve Rus askerlerinin fedakarlıklarına hakaret olarak niteledi.
Panayiotou, Kallas’ın yorumlarını, işini “berbat” bir şekilde yaptığının kanıtı olarak gösterdi.
Kıbrıs Araştırmacı Habercilik Ağı (CIReN), Kallas’ın yorumlarını, AP Üyesi Panayiotou’nun iddialarını, ve bu iddiaları sunduğu çerçeveyi inceledi, bir doğruluk kontrolü gerçekleştirdi ve kararını açıkladı.

İddia
18 Eylül 2025’te, AP Üyesi Fidias Panayiotou, sosyal medya hesaplarında, üst düzey AB diplomatı Kaja Kallas’ı eleştiren bir video yayınladı. Kallas, verdiği bir röportaj sırasında, Rusya ve Çin’in II. Dünya Savaşı’na katkısına ilişkin yorumlar yapmıştı.
Panayiotou, videosunda, Kallas’ın “tarihten anlamadığını” ve “diplomatik gerginliklere” yol açtığını iddia etti, ve sözlerinin yalnızca “tarihe hakaret” değil, aynı zamanda “Nazi Almanyası ve Emperyal Japonya ile savaşırken hayatını kaybeden tüm Çin ve Sovyet askerlerine” de hakaret olduğunu öne sürdü.
AP Üyesi Panayiotou, Kallas’a hitaben, “Çin ve Rusya’dan kişisel olarak nefret ediyorsanız bunu anlayabilirim” dedi ve Kallas’ın “AB ülkelerinden AB dışındaki ülkelere köprü kurma” görevi olduğunu, bu nedenle “işini berbat bir şekilde yaptığını” sözlerine ekledi.
Gerçekler
AB Dış Politika Şefi, söz konusu yorumları, AB’nin dış politika ve güvenlik düşünce kuruluşu olan Avrupa Birliği Güvenlik Çalışmaları Enstitüsü’nün (EUISS) 2025 Yıllık Konferansı sırasında yaptı.
Kallas, “Avrupa Tehlikede, Ama Yalnız Değil: Güvenlik Sorumluluklarımızı Ciddiye Almak” başlıklı oturumda açılış konuşmasını yaptıktan sonra, EUISS Direktörü Steven Everts’in yönelttiği bir dizi soruyu yanıtladı.
Kallas’ın, Panayiotou’nun eleştirel videosuna yol açan yorumları, “Rusya ve Çin arasındaki artan uyum ve Çin’in, Rusya’nın bu [Ukrayna] savaşı sürdürmesini sağlayan desteği” hakkındaki bir soruya verdiği yanıtın bir parçasıydı.
Kallas’tan, AB’nin, jeopolitik alanda Çin’in tercihlerini nasıl “şekillendirebileceğini” ve ülkenin artan jeopolitik nüfuzu ve Rusya ile ittifakı karşısında “Çin’in meydan okumasıyla” nasıl başa çıkabileceğini analiz etmesi istendi.
Kallas, verdiği yanıtta, mevcut durumu, Küresel Güney için bir “anlatılar savaşı” olarak niteledi. AB Dış Politika Şefi, Rus ve Çin liderlerinin Ağustos ayında Tianjin’de düzenlenen Şanghay İşbirliği Örgütü zirvesinde, ve Pekin’de düzenlenen, emperyal Japonya’nın II. Dünya Savaşı’ndaki yenilgisini anma töreninde yaptıkları açıklamalara atıfta bulundu. Rus ve Çin liderleri, ülkelerinin Nazizm ve emperyal Japonya’yı yenmekteki rolünü övmüşlerdi.
Kallas, söz konusu açıklamalara atıfta bulunarak, “Rusya, Çin’e sanki ‘İkinci Dünya Savaşı’nı kazandık, Nazizmi yendik’ gibisinden hitap ediyordu; ve ben de ‘tamam, bu yeni çıktı’ dedim. Tarihi biliyorsanız, kafanızda birçok soru işareti oluşur. İnsanların tarihi çok fazla okuyup hatırlamadığını söyleyebilirim. Bu anlatılara inandıklarını görebiliyorsunuz.” dedi.
Seçici Bir Çerçeve Çizme
Panayiotou’nun videosu, Kallas’ın yorumlarını soyutladı ve söz konusu yorumların, II. Dünya Savaşı’na ilişkin farklılaşan görüşler, farklılaşan anlatılar ve revizyonist yaklaşımlar hakkındaki endişeler, ve daha geniş jeopolitik bağlam hakkındaki bir soruya yanıt olarak yapıldığı gerçeğini göz ardı etti. Bu, Kallas’ın yorumlarını bağlamından kopardı ve kötü bir çerçeve içerisine yerleştirdi.
Panayiotou’nun Kallas’ın yanıtının küçük bir bölümünü seçerek kullanması da, temel bağlamı göz ardı ederek, yorumlarını tarih konusunda “cahilce” veya II. Dünya Savaşı sırasında Çin ve Sovyetlerin yaptığı fedakarlıkları küçümseyen bir ifade olarak çerçevelemesine olanak sağladı.
Kallas, yanıtında, “büyük süper güçlerin sorununu, veya yaptıkları hatayı, bazen kendi güçlerini abartıp başkalarına ne kadar ihtiyaç duyduklarını küçümsemeleri” olarak niteledi. Bunun endişe verici bir eğilim olduğunu ve Çin’deki gelişmeler bağlamında bu eğilimin ortaya çıktığını belirtti.
Bu görüş, Panayiotou’nun, Kallas’ın rolünün diğer ülkelerle köprüler kurmak ve olumlu diplomatik ilişkiler geliştirmek olduğu yönündeki yorumuyla kesinlikle örtüşüyor. Ayrıca, Kallas’ın yanıtladığı soruda ve olayın bağlamında da belirtildiği gibi, dünyanın süper güçlerinin çabalarında daha agresif oldukları algısının hakim olduğu mevcut jeopolitik iklim de dikkate alınmalı.
Kallas, bunun tüm tarafları endişelendirmesi gerektiğini iddia etti. Açılış konuşmasında “dünyayı Avrupa’dan tamamen farklı bir şekilde gören ülkelerin giderek artan ittifaklarını” vurgulayarak, “Cumhurbaşkanı Xi [Jinping] bu hafta Şanghay İşbirliği Örgütü toplantısında yeni bir tür uluslararası ilişkiler kurmaktan bahsettiğinde, 20’den fazla ülkeden lider oradaydı. Katılanların sadece bir avuç kadarı demokratik sayılabilir. Çoğu, insan hakları endekslerinde düşük puan alıyor ve hiçbiri [Freedom House] endeksine göre tamamen özgür olarak kabul edilmiyor. İşte karşı karşıya olduğumuz manzara bu. İster beğenelim ister beğenmeyelim, Avrupa bir özgürlük ve demokrasi mücadelesi veriyor.” demişti.
Kallas’ın yorumları, Panayioutou’nun ima ettiği gibi yapıcı olmaktan ziyade bölücü gibi görünse de, daha geniş bağlamı göz önüne alındığında, hem kendi katkılarını abartmak için tarihsel revizyonizmi kullanan, hem de uluslararası ilişkileri değiştirmek için diğer otoriter devletlerle iddialı ittifaklar kurmaya yönelen Rus ve Çin liderlerinin çok daha ayrıştırıcı ve iddialı eylemlerine yanıt olduğu açıktır.
Tarihe Hakaret mi?
Panayiotou, videosunda Kallas’ı tarih açısından cehalet, ve II. Dünya Savaşı sırasında Sovyet ve Çin askerlerinin fedakarlıklarına saygısızlıkla suçlarken, aynı zamanda tarihi seçici bir çerçeveye oturtuyor ve Sovyetler Birliği’nin savaştaki ikili rolünü göz ardı ediyor.
Ağustos 1939’da Sovyetler Birliği, Nazi Almanyası ile Molotov-Ribbentrop Paktı adlı bir saldırmazlık paktı imzaladı. Bu pakt, Doğu Avrupa genelinde Sovyet ve Alman nüfuz alanlarını belirleyen gizli bir protokol içeriyordu.
Protokol uyarınca, Almanya ve Sovyetler Birliği Polonya’yı bölüşmeyi kabul ederken, Letonya, Finlandiya, Besarabya (günümüzde Moldova ve Ukrayna sınırları içinde kalan bir bölge) ve Estonya (Kaja Kallas’ın ülkesi) Sovyet nüfuz alanına bırakıldı.
Nazi Almanyası ve Sovyetler Birliği, ertesi yıl bu ülkelerin birçoğunu işgal edip ilhak etti. Molotov-Ribbentropp paktı, ancak Haziran 1941’de Almanya’nın Barbarossa Harekâtı’nı başlatıp Sovyetler Birliği’ni işgal etmesiyle sona erdi. Bu, Panayiotou’nun videosunda bahsettiği kayıpların çoğunun yaşandığı savaşın Doğu Cephesi’ni açtı.
II. Dünya Savaşı’nın Pasifik cephesinde, Sovyetler Birliği, Japonya’ya karşı savaşa girmeyi ancak Kasım 1943’teki Tahran Konferansı’nda kabul etti ve bunu ancak Almanya yenildikten sonra yapmayı taahhüt etti. Sovyetler Birliği’nin Japonya’ya karşı savaş ilanı, ABD’nin iki gün önce Hiroşima’ya atom bombası atmasının ardından, 8 Ağustos 1945’te gerçekleşti. Japonya bundan yalnızca bir hafta sonra teslim oldu.
Panayiotou, Kallas’ı “tarih cahili” olarak eleştirirken, AB diplomatının kendi kişisel geçmişini de gözardı etti. Kallas’ın baba tarafından büyük büyükbabası Eduard Alver, 1918-1920 yılları arasında Sovyet Ruslarına karşı yürütülen Estonya Bağımsızlık Savaşı sırasında Estonya Savunma Birliği’nin komutanıydı.
Mart 1949’daki Sovyet toplu sürgünleri sırasında, Kallas’ın o zamanlar henüz bebek olan annesi, büyükannesi ve büyük büyükannesi Sibirya’ya sürgün edildi ve “devletin düşmanı” olarak yaftalandı. Kallas’ın annesinin Sovyet işgali altındaki Estonya’ya dönmesine ancak 1959’da izin verildi.
Kallas’ın hem kendi kişisel geçmişi hem de ait olduğu ülkenin tarihi, yaptığı yorumlar açısından önemli bir bağlam teşkil ediyor; zira Estonya da dahil olmak üzere Rusya ile sınırı olan birçok ülke için, özellikle 2022’deki Ukrayna işgalinden beridir Rus saldırganlığı önemli bir endişe kaynağı, ve Avrupa’nın diğer bölgelerine kıyasla çok daha yaygın tarihsel bir gerçeklik.
Bu endişeler, özellikle Rusya’nın Ukrayna’yı işgal etmesinin ardından İsveç ve Finlandiya’nın uzun süredir devam eden askeri tarafsızlıklarını değiştirmesiyle belirginleşti. Bu işgal, her iki ülkenin de yalnızca bir yıl sonra Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü’ne (NATO) katılmasıyla sonuçlandı. Aynı ay içinde, Rus lider Vladimir Putin, Minsk’in talebi üzerine Rusya’nın Belarus’a taktik nükleer silah konuşlandıracağını öne sürdü.
Rus yanlısı söylemleri teşvik eğilimi
Panayiotou’nun eleştirileri, Kallas’ın hem Estonya Başbakanı hem de AB Dış Politika Şefi olarak karşılaştığı daha geniş kapsamlı eleştiri örüntüsünün bir parçası.
Kallas’ı eleştiren video ise, Panayiotou’nun sosyal medya kanalları aracılığıyla AB’nin Rusya ve Çin’e yönelik çatışmacı politikalarını sorgulayan, bu ülkeleri Batı’nın kurbanları olarak gösteren, veya diplomatik bir yaklaşım ve müzakere gerekliliğini savunan içerikler üretme alışkanlığının bir örneği.
Panayiotou’nun podcast’ine konuk olan Amerikalı ekonomist ve politika analisti Jeffrey Sachs, daha önce Kallas’ı “dünyanın en agresif Rus düşmanı politikacılarından biri” olarak tanımlamıştı.
Sachs’ın Rusya’nın Ukrayna’daki savaşına ilişkin görüşleri daha önce de tartışma yaratmış ve Kremlin yanlısı söylemleri desteklediği için eleştirilmişti. Bu söylemler arasında, Ukrayna’nın işgaline, Kremlin’in isimlendirdiği gibi, “özel bir askeri operasyon” dediği ifadeler de vardı.
Sachs’ın yanı sıra Panayiotou, podcast’inde gazeteci ve Moskova muhabiri Thanasis Avgerinos’u da ağırladı. Avgerinos program sırasında Rusya’nın söylemini benimseyerek, “Batı, Ukrayna’yı Rusya karşıtı bir araca dönüştürmeseydi” işgalin asla gerçekleşmeyeceğini söyledi ve Ukrayna Devlet Başkanı Zelenski’nin “madde kullandığı” ve “aptalca şeyler ve yalanlar söylediğini” iddia etti.
Panayiotou, Rusya ile ilgili sosyal medya paylaşımlarıyla daha önce de tartışmalara yol açmıştı. Paylaştığı videolar arasında “AB’nin Çin ve Rusya’ya NEDEN İHTİYACI VAR?”, “Ukrayna-Rusya Savaşı Asla Olmamalıydı” gibi başlıklar taşıyan videolar var. Bu videolar, Rusya’nın söylemlerini yansıtıyor ve insan hakları veya Rus saldırganlığı konularını görmezden geliyor.
Panayiotou’nun Rusya’nın Ukraynalı çocukları kaçırdığı iddialarını sorguladığı bir video, Ukrayna merkezli İrlandalı gazeteci Caolan Robertson’ın Panayiotou ile hararetli bir mülakat yapmasına ve Panayiotou’yu “Rusya’ya hizmet etmekle” ve Rusya’ya alet olmakla suçlamasına neden olmuştu.
Karar: Yanıltıcı

Fidias Panayiotou’nun AB Dışişleri ve Güvenlik Politikaları Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas’ı “tarihten habersiz” olmakla ve II. Dünya Savaşı’nda Rus ve Çin askerlerinin fedakarlıklarına hakaret etmekle eleştirdiği video, Kallas’ın yorumlarındaki ve yorumları yaptığı yerdeki birkaç önemli bağlamı, kişisel geçmişini ve II. Dünya Savaşı tarihini göz ardı ederek söylediklerini yanıltıcı bir çerçeveye oturtuyor.
Panayiotou’nun Kallas’ın açıklamalarına ilişkin görüşü, söz konusu yorumları AB güvenliği ve dış tehditlere odaklanan bir etkinlik sırasında yaptığını, ve Çin ile Rusya arasındaki gelişen ilişkiler ve tarihsel anlatılara meydan okuma girişimleriyle ilgili sorulara doğrudan yanıt verdiğini göz ardı ediyor.
Kallas’ın yorumlarını gerginliğe yol açtığı gerekçesiyle eleştiriyor ancak, yanıtın, büyük güçlerin gerginliği tırmandırmak yerine birbirleriyle çalışma ihtiyacının daha fazla farkında olmaları gerektiği yönündeki diğer kısımlarını göz ardı ediyor.
Panayiotou, Kallas’ın “tarihten bihaber” olduğunu iddia ederken, II. Dünya Savaşı tarihine dair seçici bir bakış açısı sunmayı tercih ediyor ve vardığı sonuçlardaki temel bağlamı göz ardı ediyor.
Panayiotou’nun Kallas’ın bu yorumlarını izole ederek çizdiği çerçeve, Rusya’ya yakın ve Batı’yı eleştiren kaynakların ifade ettiği görüşleri güçlendirmeye hizmet ediyor; bu, Panayiotou’nun daha önce yaptığı diğer sosyal medya paylaşımlarında ve kamuoyu açıklamalarında da öne çıkan bir yaklaşım.

Bu proje, Avrupa Medya ve Bilgi Fonu (EMIF) tarafından desteklenmektedir. Avrupa Medya ve Bilgi Fonu tarafından desteklenen herhangi bir içeriğin tek sorumluluğu yazarlara aittir ve EMIF ve Fon Ortakları, Calouste Gulbenkian Vakfı ile Avrupa Üniversite Enstitüsü’nün pozisyonlarını yansıtmayabilir.