Geçtiğimiz hafta, Türkiye’nin ana muhalefet lideri Özgür Özel, önümüzdeki günlerde Kıbrıs’ın kuzeyinde yapılacak olan cumhurbaşkanlığı seçimlerine Türkiye’nin müdahale ettiğini iddia etti.
Kıbrıs Araştırmacı Habercilik Ağı (CIReN), şu anki Kıbrıslı Türk lider Ersin Tatar lehine yapılan müdahale iddialarını inceledi, doğruluk kontrolü yaptı ve kararını açıkladı.

İddia
Türkiye’nin ana muhalefet partisi olan Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, 9 Ekim 2025’te sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, 19 Ekim Pazar günü kuzey Kıbrıs’ta yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimlerine müdahale edildiğine işaret ederek Kıbrıs Türk halkının iradesine saygı gösterilmesi çağrısında bulundu.
Özel, “Partimiz, ülkemizdeki tüm kişi ve kurumları Kıbrıs Türk Toplumunun iradesine saygı göstermeye, bu iradenin hakkıyla temsil edilebilmesi için özenli olmaya davet etmektedir,” dedi. “KKTC ve onun yurttaşları, demokratik ilkeler çerçevesinde kendi cumhurbaşkanını seçecek olgunluğa sahiptir. Türkiye içinden ya da dışından bu durumu yok sayan ve seçimlere müdahil olmak isteyenler, en büyük zararı yine KKTC ve Kıbrıs Türklerinin saygınlığına verecektir.”
Müdahale iddiaları, Halkın Partisi Genel Başkanı Kudret Özersay; yeni kurulan Toplumsal Adalet ve Mücadele Partisi (TAM) Genel Başkanı ve merhum Kıbrıs Türk liderinin oğlu Serdar Denktaş; ve Lefkoşa Türk Belediyesi Başkanı Mehmet Harmancı da dahil olmak üzere birçok Kıbrıslı Türk siyasetçi ve önde gelen aktivistler Okan Dağlı ve Selma Eylem tarafından da dile getirildi.
Gerçekler
Kıbrıs Türk toplumu, 19 Ekim Pazar günü liderini seçmek için sandık başına gidecek. Seçimlerde toplam sekiz aday yarışacak olsa da, mücadele ağırlıklı olarak iktidardaki tutucu Ersin Tatar ile ılımlı Tufan Erhürman arasında gerçekleşecek.
İktidardaki sağ koalisyonunun desteğiyle bağımsız aday olarak yarışan Tatar, seçim kampanyasını ayrılıkçı Kıbrıs Türk devletinin tanınması ve Kıbrıs sorununa iki devletli çözüm üzerine kurdu. Kıbrıs politikası, Türkiye’nin AKP liderliğiyle tamamen uyumlu olan Tatar, federasyon çabalarının bittiğini ilan ediyor ve Türkiye’nin Kıbrıs’taki varlığının Kıbrıslı Türklerin güvenliği için hayati önem taşıdığını savunuyor.
Çoğunlukla sol görüşlü partilerden oluşan bir koalisyon tarafından desteklenen Erhürman ise, Kıbrıs sorununa federal bir çözüm konusunda ılımlı bir duruş sergiliyor ve Türkiye ile ilişkilerde daha dengeli bir yaklaşım benimsiyor. Hem Türkiye hem de Kıbrıs Rum toplumuyla diyaloğa önem veriyor.
Ziyaretler
Resmi haber ajansları, resmi web siteleri ve kişisel sosyal medya hesapları üzerinde bir araştırma yapan CIReN, geçtiğimiz ay seçim kampanyasının başlamasından bu yana Türkiye’deki koalisyon hükümetini oluşturan AKP ve Milliyetçi Hareket Partisi (MHP)’nden en az bir düzine milletvekili ve yetkilinin Tatar’ı desteklemek için Kıbrıs’a gerçekleştirdiği ziyaretleri ve açıklamaları belirledi.
Bunların en öne çıkanları arasında, Türkiye Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz; eski Genelkurmay Başkanı ve Milli Savunma Bakanı, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Milli Savunma Komisyonu Başkanı Hulusi Akar; ve Türkiye’nin son başbakanı ve eski Meclis Başkanı Binali Yıldırım yer alıyor.
Ekim ayı boyunca Tatar’la birlikte çeşitli etkinliklerde boy gösteren Türkiye Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz’ın tüm konuşmalarının temel mesajı, Tatar’ın kampanyasının temel unsurları olan iki devletlilik ve Türkiye’nin garantileri oldu.
12 Ekim Pazar günü, Kıbrıs’ın kuzeyine yerleşmiş olan Türkiye kökenli halkın düzenlediği bir kültürel etkinlikte Yılmaz, şunları söyledi:
“İki devletli bir çözümü savunuyoruz. Elli yıl denenip sonuç alınamayan yöntemlerin yeniden gündeme getirilmesini doğru bulmuyoruz. Federasyon defteri kapanmıştır. Artık gerçekleri konuşmanın zamanı gelmiştir.” dedi. Yılmaz, katılımcılara, bu politikanın Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından kararlılıkla savunulduğunu hatırlattı.
Eski Genelkurmay Başkanı Akar, Tatar’ı ziyaretinin yanı sıra, bir dizi seçim kampanyası etkinliğine katıldı. Bir köy toplantısında, “Bugünlere kolay gelinmedi. Bu günlerden geri dönüş asla söz konusu değil… Bu mantıkla, bu görüşle, bu yaklaşımla herhangi bir şekilde bir ortaklık kurulması mümkün değil. Bu federasyon lafını, konfederasyon lafını artık kafamızdan atacağız. Bundan sonra elimizi taşın altına sokacağız. Kıbrıs Türk Cumhuriyeti hayırlı uğurlu olsun” dedi.
8 Ekim’de Kıbrıs’ta bulunan eski başbakan Yıldırım ise, sosyal medya hesabından şunları paylaştı: “19 Ekim 2025’te Kıbrıslı kardeşlerimiz Cumhurbaşkanını seçecek. Kardeşlerim şunu unutmamalıdır ki; mevcut yönetimin devam etmesiyle istikrar ve güven sağlanacaktır. KKTC Cumhurbaşkanı Sayın Ersin Tatar liderliğinde, KKTC emin ellerde!”
Belki de Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan gelen en doğrudan mesaj, eski Arsenal ve Real Madrid futbolcusu ve Almanya’nın Dünya Kupası’nı kazanan milli takımının üyesi olan Mesut Özil aracılığıyla iletildi. Türk kökenli eski Alman futbolcu, şu anda AKP Merkez Karar ve Yürütme Kurulu üyesi. Özil, 30 Eylül’de Tatar’ı ziyaretinde iki devletli çözüm politikasına güçlü destek verdi. Ancak asıl sürpriz, Lefkoşa’da Kıbrıslı Türk gençlerle katıldığı bir etkinlikte yaşandı. Toplantı sırasında Cumhurbaşkanı Erdoğan, Özil’i aradı ve gençleri hoparlörden selamladı. Erdoğan, Özil’in telefonundan gençlere seslenerek “Kıbrıs seçimlerini kazanmak için ellerinden geleni yapmalılar” dedi. Tüm konuşma, etkinliği takip eden onlarca medya kuruluşu tarafından canlı olarak yayınlandı.
Öte yandan, Tatar’ı destekleyen sağ koalisyonda bakan olan Erhan Arıklı, canlı yayında, Türkiye’nin eski İçişleri Bakanı ve mevcut Hatay Milletvekili Süleyman Soylu’nun, bir grup AKP ve MHP milletvekiliyle birlikte, özellikle Hatay’dan Kıbrıs’a yerleşenlerin kalesi olan köyleri ziyaret ettiğini itiraf etti.
Türkiye Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ ise, Kıbrıs’ı ziyaret ederek katıldığı bir televizyon programında, “Biz iki devletli çözümü desteklemek için buradayız” dedi. “Ne federasyonla bir araya gelinir ne de başka bir şekilde bir araya gelinir. Burada tek yol vardır; o da iki ayrı bağımsız devlet.”
Karar: Doğru

Türkiye’nin, 19 Ekim’de Kıbrıslı Türk liderinin seçilmesi için yapılacak seçimlere müdahale ettiği iddiası doğrudur. CIReN, en az bir düzine Türk yetkilinin adayı ziyaret ederek mevcut lider Tatar’a eşlik ettiğini ve seçmenlerle yapılan toplantılarda halka hitap ettiğini tespit etti. Türk yetkililerin verdikleri mesajlar, Tatar’ın Kıbrıs’ta iki devletli çözümden federasyonun ölümüne ve Türkiye’nin Kıbrıslı Türkler için sonsuza dek garantör olarak kalmasına kadar uzanan seçim vaatleriyle tamamen uyumluydu. Bu bağlamda, Türk hükümet yetkililerinin yaklaşan seçimlerde Tatar’ı açıkça desteklediğine dair hiçbir şüpheye yer yoktur.
Bu proje, Avrupa Medya ve Bilgi Fonu (EMIF) tarafından desteklenmektedir. Avrupa Medya ve Bilgi Fonu tarafından desteklenen herhangi bir içeriğin tek sorumluluğu yazarlara aittir ve EMIF ve Fon Ortakları, Calouste Gulbenkian Vakfı ile Avrupa Üniversite Enstitüsü’nün pozisyonlarını yansıtmayabilir.
